19 Ocak 2013 Cumartesi

Ölenlerin Ardından Ölüme Bir Mektup...




Haberler geliyor ve insanlar ölüyor. Bu, sadece  arkadaşımla muhabbet ederken oluyor. Bizler muhabbet ederken insanlar ölüyor… Yavaş yavaş muhabbetten  kopuyorum, ölümü düşünmem gerekir bakışlarıyla uzaklaşıyorum ve ölümü düşünüyorum. Çoğu zaman unuttuğum şeyi  birazcık düşünmek istiyorum.
Dün biri öldü  bugün  başka birisi yarın birileri daha ölecek… Belki bu yazıyı yazan eller ölecek belki de okuyan gözler… Ölüm, şüphesiz  ki sen varsın ama sana dokunamadık  konuşamadık seninle seni,  sadece hissettik.  Biliyorum kendi kendime konuşmuş gibi olacağım ama  ben  sana bir mektup yazmak istiyorum. Tabi ki  izniniz olursa… Sanırım şuan  izin var  ve  yazıyorum o zaman teşekkürler. Aslında korkuyorum biliyor musun sana bunları yazmaktan içim ürperiyor tedirgin oluyorum. Neyse,  ben vazgeçtim sana mektup yazma düşüncesinden seni sorgulamak beni korkutuyor. Ben arkadaşımla hayata dair muhabbete dönüyorum, ölüm bir anlık düşünceydi geldi geçti.
Hocam, evet siz ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında ?  Hocam beni duyuyor musunuz? Lütfen bir cevap verin ! Beni duymuyor evet gerçekten beni duymuyor, öldü mü acaba? Yok  hayır olamaz ölüm böyle bir şey mi?  Eğer ki öldüyse gerçekten çok kolay öldü! Sanmıyorum benim şuan yaptığım gibi belki de sadece ölümü düşünüyor. Ölümün pençesine yatıp kendisini sevimli göstermeye çalışıyor. Yoksa ben mi öldüm!





 Hayır, tüm ölümleri bir anda unutmak istiyorum! Hayır ben yaşamak istiyorum. Bunu haykırmak istiyorum! Şuan tek isteğim bir ayna bulup kendime bakmak, sen ölmedin yaşıyorsun demek . Nasıl olur içimdeki bu sesi kimse duymaz ben yaşıyorum! Ama benim ölüm hakkındaki düşüncelerim bu kadar da kolay değildi. Hissedilen bir şey olmalıydı ölüm, hiçbir şey hissedemez hale gelirken. Sadece ölenlerin ardında kalanlar mı acı çekiyormuş. Ölenler acı çekmiyor mu? Evet şuan acı çekiyorum ama sanırım ben ölmedim. Ölüm acısı bu olamaz! Bu çektiğim acı  sadece ölenlerin ardından kaleme dökülmüş çaresizliktir. Ölüme kendimi sevimli gösterme çabası, beni de öldürme demektir.
Ölümlere, şahit olarak yaşıyoruz. Her gün biraz daha ölmemiz gerekirken biz alışıyoruz. İnsanlar yaşarlar ve ölürler hepimiz bunu biliyoruz. Bizim için mesele sadece bu; yaşarsak ölürüz,  yaşarsam ölürüm!  Ama yaşadığımı hissediyorum ve nasıl olduğunu   gayet iyi biliyorum.   Ölümü sadece görüyoruz ama hiç yaşamadık. Ölüm, soruyorum sana ölümü yaşamak nasıl bir şey? Ben anladım ki ölenlerin ardından konuşmanın pek bir faydası yok, zaten son sözü onlar söylediler. Çocuklar, babalar anneler ve herkeslerin bir kısmı   öldüler… Tüm bunlara şahit olurken, yaşarken ölüyoruz…  Evet, “ölüm” sana bir mektup yazamadım  ama er geç cevabını alacağım bir soru soruyorum.  Ölürken  de yaşıyor muyuz…



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder